29 Ocak 2008 Salı

Yeni Sahil Kent

Yeni sahil kenti

Akşam asma köprünün ışıkları yanınca sanki her şey daha da güzelleşiyor.


Hemen her kentin bir imajı vardır. Adana deyince de çoğumuzun aklına acılı kebaplar, aşırı sıcaklar ve hacı ağalar gelir. Bu zengin ve büyük kentin çağrıştırdığı imgeler nedense çok da parlak değildir. Hele bizim gibi Türkiye'nin sol üst köşesinden Anadolu'ya bakanlar, kendi oryantalist düşünceleri içinde Adana'yı, deyim yerindeyse, biraz alaturka bulurlar...
İki eşofmanlı hanım, yaşlarına uygun hafif bir tempoyla koşarak bana doğru geliyorlardı. Onları rahatsız etmemek için yavaşça kenara çekilip usulca süzmeye devam ettim. Kırkın üzerinde olmalıydılar, hafif kiloluydular, aslında tipik Adanalı'ydılar ama sabahın yedisinde spor yapmak için evden dışarı çıkabilecek kadar da bu işlere meraklıydılar. Seyhan Baraj Gölü'nün sahilindeki Adnan Menderes Bulvarı'nda güneşin doğuşunu fotoğraflamak için gelmiştim, birkaç gündür içinde olduğum tatlı şaşkınlıklar zincirine bu iki hanım da katılmışlardı. Büyük bir ciddiyetle geçip gittiler. İnsan bazen gördüğü tek bir örnekle düşüncelerini değiştirmeye başlıyor. Eski kentin kuzeyine sıfırdan kurulmuş Yeni Adana'da ise bu örneklerden o kadar çok vardı ki, düşüncelerim bambaşka mecralara akmaya başlamıştı bile. Çünkü burada son derece keyifli modern bir kent dokusu oluşturulmuştu. Yaşanabilir bir kentin en önemli kıstaslarından biri de sürekli oturanların içinde yürümek isteyip istemedikleridir. Özellikle turistlerden ya da bizim gibi iflah olmaz gezgin ve fotoğrafçılardan değil, o kenti her gün yaşayan kişilerden söz ediyorum. Eğer onlar keyif içinde kentin parklarında, yollarında gezinebiliyorlarsa o zaman orası yaşanabilecek bir yer demektir.

Hiç yorum yok: