29 Ocak 2008 Salı

Pamukkale - Kutsal bir kür merkezi

Kutsal bir kür merkezi

Travertenlerin arasında kalmış bir lahit.


"Maiandros Nehri'nin öte tarafında Hierapolis vardır. Burada sıcak su kaynakları olağanüstüdür. Kaynakların suyu o kadar çabuk donar ve taşlaşır ki, insanlar bu suyu çukurlara akıtarak evlerinin etrafına yekpare taş çitler yapmak için kullanırlar. Hierapolis'teki su, yün boyaması için son derece uygundur. Burada su boldur ve kentte bir sürü doğal havuz ve hamam vardır."
Eskiçağ'ın ünlü coğrafyacısı Strabon 'Geographika' adlı kitabında Pamukkale'yi bu şekilde anlatır. Menderes Nehri'nin kolu olan Çürüksu'yun karşısında, Çökelez Dağı'nın eteklerinde Bergama Kralı II. Eumenes tarafından MÖ 190 yılında kurulan şehre, efsanevi kahraman Telefos'un güzel karısı 'Hiera'nın adı verilir. Ancak şehrin çekirdek yapısının, 'cin deliği' ya da 'Plutoium' adı verilen ve zehirli gazların yeryüzüne çıktığı yerde Frigler tarafından yapılan bir tapınak olduğu düşünülmektedir. Halkın üzerindeki etkilerini artırmak için, Kybele rahipleri zehirli gazlara rağmen bu deliğe girerlerdi. Günümüzde bu delik betonla kapatılmış durumda. Hierapolis aynı zamanda 'kutsal kent' anlamına da gelmektedir.



Suyun kaynağında oluşan bir termal havuz.
Anadolu'da ilk turizm hareketleri
Şifalı yeraltı suları günümüzde olduğu gibi geçmişte de yöreye çok fazla ziyaretçinin gelmesini sağlıyordu. Hierapolis'in o dönemde de 'kür merkezi' oluşu, Anadolu'daki ilk turizm hareketlerini başlatır. Bu nedenle şehir kısa sürede farklı halkların ve inanışların buluşma noktası haline gelir. Gelen ziyaretçilerin farklı tanrı ve tanrıçalara inanmaları nedeniyle şehirde çok sayıda tapınak inşa edilir. Bu sayede şehir, Kybele rahipleriyle başlayan kutsal kent olma özelliğini sürdürür. Hierapolis'in kazandığı kutsallığı ve dinsel kimliği şehrin kalıntılarını gezerken fazlasıyla hissedersiniz. Her şeyden önce nekropolün, yani şehir mezarlığının genişliği ve çeşitliliği Anadolu'daki diğer antik kentlerle kıyaslandığında insanı şaşırtır. Nekropolde bulunan çok sayıdaki mezar, birbirinden farklı mimari tarzlarda yapılmış.
MS 2. yüzyılda yapılan tiyatro ile şehrin giriş kapıları ve caddeleri hâlâ dimdik ayakta.


Görünmeyen surlar
Ayakta kalan bir diğer önemli yapı da yine MS 2. yüzyılda inşa edilen Roma Hamamı. 1984 yılından beri Pamukkale Arkeoloji Müzesi olarak hizmet veren binada, Hierapolis'ten çıkarılan eserlerin yanı sıra Laodikea, Colossae, Tripolim, Attude gibi Lycos (Çürüksu) vadisi kentlerinden çıkarılan eserler de sergilenmekte.
Şehrin ulaştığı kutsallık aşaması, Hierapolis'e bir tür dokunulmazlık sağlar. Bu nedenle Bizans dönemine kadar kente sur inşa edilmez. Bizans İmparatoru Jüstinyen tarafından MS 6. yüzyılda Abbasi ve Emevi saldırılarına karşı koymak için bugün kalıntıları görünen surlar inşa edilir. Kutsallığı Bizans döneminde de devam eden kent, Hıristiyanlığın önemli piskoposluk merkezlerinden biriydi. 1210 yılında Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında Selçukluların eline geçen Hierapolis, 1354 yılında bölgede meydana gelen şiddetli depremler sonrası tamamen terk edilir.

Hiç yorum yok: