Yeşil tur
| |
| |
Türkiye içinde gezmek demek Ege ve Akdeniz sahillerine inmek, 'deniz, güneş ve kum' üçlüsüne teslim olmak demektir. Eğer gerçek bir alternatif istiyorsanız aşağıdaki yazıyı okuyun. Tarih, keşfedilmemiş bir doğa, sessizlik, bol oksijen... Size yeşil bir tur öneriyoruz, Karadeniz Bölgesi'ni.
Neden Karadeniz?
Türkiye'de yaşayanların bile pek az bildiği ya da Laz fıkralarından fazlasını bilmediği Karadeniz bölgesi hakkında nereden detaylı bilgi alabileceğimizi araştırdık ve 13 yıldır özellikle Doğu Karadeniz'e turlar düzenleyen Buklamania'ya ulaştık. Aşağıdaki bilgileri, deneyimli rehber Bülent Saraloğlu anlattı bize."Özellikle Doğu ve Batı Karadeniz'deki ormanlar, Türkiye'nin tek sub tropikal yağmur ormanları olma özelliğini taşıyor. Ayrıca literatüre yeni girmiş bir deyim var; doğal yaşlı ormanlar, yani kendiliğinden yetişmiş doğal ormanlar. Bu yapı Türkiye'nin hemen hiçbir yerinde yok. Buzulları, şelaleleri, ormanı, denizi ile Türkiye'nin genelinde rastlayacağınız şeyleri burada bulmanız mümkün. Doğu Karadeniz'deki endemik bitki türü 215 civarında ki, bu da Avrupa'daki bütün endemik bitkilerin toplamı kadar bir sayı oluşturuyor. Doğu Karadeniz, Kafkas-Sibirya florasının bir parçasıdır ama dağların yapısından dolayı saklı kalmış küçük küçük eko sistemler var. Mesela Kaçkar Milli Park'ı Türkiye'nin en büyük milli parkı, 52 bin hektar. Bunu hem tek bir eko sistem olarak düşünebiliriz hem de içinde çok sayıda eko sistemi barındıran bir yapı olarak düşünebiliriz. Alpin eko sistemi ya da buzul eko sistemi, orman eko sistemi, dere eko sistemi gibi. Ya da yayla eko sistemi. Aslında bölge az biliniyor, envanteri çıkarılmamış, dolayısıyla, bilinen bitki türü 215 demek daha doğru olur. Yaban hayatı konusunda da çok önemli bir yerdir, hemen tüm yırtıcı kuşlara rastlayabilirsiniz. Sadece Kaçkar Dağları'nda yaşayan çengel boynuzlu dediğimiz bir keçi türü var ve soyu tehlikede. Su samuru, vaşak, yabani kedi gibi az bulunan canlılar da var. Bölge, gözlem ve bilgi açısından çok kapalı kalmış ne yazık ki. Dolayısıyla burada sadece yayla ya da doğa turizmi değil, kuş gözlemciliği, yaban hayat gözlemciliği gibi turlar da oluşturulmalı. Kültür turu deyince, insanların aklına tarihi eserleri ziyaret edip bunların tarihleri hakkında bilgi edinmek geliyor. Sadece doğayı değil, yöre insanının ne yediği, folklorü, eğlencesi, üzüntüsü, düğünü, cenazesi, tarımı, yiyeceğini nasıl sağladığı, mutfağında ne piştiği... Biz kültür turundan bunu anlıyoruz. Trabzon, Rize ve Artvin merkezlerdeki 5 yıldızlı lüks otellerde kalıp da günübirlik olarak Ayder Yaylası'na gidip orada yarım saat geçirmek değil. Yayla insanı henüz turiste çok alışmış değil ama biz küçük gruplar halinde yayla evlerine misafir olarak onlarla aynı sofrayı paylaşmayı, onlar çay topluyorsa biz de birkaç saat çay toplayarak ona eşlik etmeyi, ineğini yaylaya çıkarıyorsa onunla birlikte gitmeyi, peynirin, tereyağının nasıl yapıldığını görüp öğrenmeyi istiyoruz ve bu mümkün. Dolayısıyla, Karadeniz'e beklentisiz gelmek lazım.
Ayrıca, özellikle Doğu Karadeniz'de dört farklı etnik kimlik var ve bunlar birbiriyle kaynaşmıştır. Gürcistan sınırında, Artvin'in güneyine doğru Gürcüler, Artvin ve Rize'nin sahil kesiminde Lazlar, daha iç kesimlerde ve daha batıya doğru olan yerlerde Rum dediğimiz ama aslında Pontus kökenli olan, Trabzon Rumcası dediğimiz dili konuşanlar ve bir de Hemşinli dediğimiz ve Ermeni kökenli olanlar vardır. Ama horonları aynıdır, aynı yemeğe farklı isimler verilse bile mutfakları çok benzerdir, yaşam tarzları da öyle. Mısır, lahana, peynir ve balık üzerine kurulu bir mutfağı vardır buna rağmen geniş bir mutfaktır.
Türkiye ile kıyaslarsak, yaşam tarzı da çok farklıdır, yani Anadolu'ya da pek benzemez. 'Uygarlığın' getirdiklerinden biraz kaçmak, doğanın içinde kendinizle baş başa kalmak isterseniz Karadeniz'e gitmelisiniz."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder